Hukukun Merkezinde İnsan Hayatına Dokunan Bir Yolculuk

15 yılı aşkın meslek deneyimi boyunca Türkiye’nin birçok ilinde binlerce müvekkile hukuki danışmanlık sunan Av. Nidal Süzmeli, avukatlık mesleğinin özünde insan hayatına temas etmenin yattığına inanıyor. Kariyerine İstanbul’da başlayan, ardından memleketi Hatay’a dönerek Hüzmeli Hukuk Bürosu’nu kuran; deprem sonrası Antalya’da çalışmalarını sürdüren Av. Nidal Süzmeli, mesleki başarıyı “başkasının hayat öyküsüne dokunabilmek” olarak tanımlıyor. Ticaret hukukundan gayrimenkule, uluslararası hukuktan ceza hukukuna uzanan geniş bir alanda çalışan deneyimli hukukçu; modern hukukta dijitalleşmenin, küreselleşmenin ve kurumsallaşmanın önemine vurgu yapıyor. Topluma katkı sunma motivasyonuyla hareket eden Av. Süzmeli, gelecekte hem daha geniş kitlelere rehberlik etmeyi hem de genç hukukçular için ilham verici projeler geliştirmeyi hedefliyor.

Şubat 3, 2026 - 14:49
Şubat 3, 2026 - 14:51
Hukukun Merkezinde İnsan Hayatına Dokunan Bir Yolculuk

“Adaletin Olduğu Yerde Güven, Mücadelenin Olduğu Yerde Değişim Var”

-

Okuyucularımız sizi daha yakından tanıyabilsin: Mesleki yolculuğunuz nasıl başladı?

Hataylıyım. Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2009 yılında mezun olduktan sonra uzun süre İstanbul/Şişli’de avukatlık yaptım. Daha sonra memleketime dönerek Hatay’da Hüzmeli Hukuk Bürosu’nu kurdum ve geniş bir ekiple çalışmalarımıza devam ettik. Ancak deprem nedeniyle Antalya’ya taşınmak zorunda kaldık.
Bugüne kadar Türkiye’nin birçok ilinde binlerce müvekkille çalıştım. Mesleğe olan sevgim, bu yolculuğun en büyük motivasyonu oldu; çünkü avukatlık sevilmeden yapılabilecek bir meslek değil. İnsanların hayatlarına dokunuyor, kimi zaman bir babanın kızı, kimi zaman bir ailenin ferdi gibi kabul ediliyorsunuz.
Başarıyı hiçbir zaman maddi odaklı görmedim. Haklı olduğuna inandığım insanların davalarını üstlenmek, onların yaşamına katkı sunmak ve toplumsal fayda üretmek temel bakış açım oldu. Avukatlık, bireysel gibi görünse de alınan kararlar çoğu zaman topluma mal olan sonuçlar doğurur. Bu nedenle mesleği, insan hayatının merkezine dokunan bir toplumsal görev olarak görüyorum.

Uzmanlaştığınız hukuk alanları hangileridir?

Ağırlıklı olarak ticaret hukuku, gayrimenkul hukuku, uluslararası hukuk, idare hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktayım.
Türk hukuk sisteminde davalar birbiriyle bağlantılı olduğundan, “yalnızca belli bir branşa bakma” yaklaşımının uygun olmadığını düşünüyorum. Örneğin aile mahkemesindeki bir karar, icra hukukunu ya da ceza hukukunu doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle bir avukatın bütün süreçlere hâkim olması gerektiğine inanıyorum.

Hukuki süreçlerde en sık karşılaştığınız sorunlar neler? Vatandaşlar nelere dikkat etmeli?

Toplumsal sorunların artması, ekonomik dalgalanmalar, ticaretin zayıflaması ve suç oranlarının yükselmesi hukuki süreçleri doğrudan etkiliyor.
Ülkemizde adalet sisteminin temel problemi, yargılamanın uzun sürmesidir. Üç aşamalı yapı nedeniyle davalar ortalama beş yıla kadar uzayabilmektedir. Bu süreç özellikle boşanma, ticari uyuşmazlıklar ve ceza davalarında kişileri ciddi şekilde mağdur etmektedir. “Geç gelen adalet, adalet değildir” sözünün karşılığı tam olarak budur.
Vatandaşlarımız sistemin işleyişini bilmediğinde, süreçteki gecikmeleri avukattan kaynaklı zannedebiliyor. Oysa sorun çoğu zaman yargının yoğunluğu ve yapısal eksikliklerden kaynaklanır. Avukatlık, kimi zaman yalnızca hukuki temsil değil; müvekkilin psikolojik yükünü de yönetmeyi gerektirir.

Mesleğinizde sizi en çok zorlayan süreç hangisiydi?

Türkiye’de yargılamanın öngörülebilirliğinin azalması, duruşma tarihlerinin uzak aralıklarla verilmesi, bilirkişi raporlarının gecikmesi ve yazışmaların yavaş ilerlemesi stratejik planlamayı zorlaştırıyor.
Ticaret ve şirketler hukukunda ise ekonomik dalgalanmalar nedeniyle şirketlerin hukuki ihtiyaçları sürekli değişiyor. Özellikle turizm bölgelerinde mevsimsel nakit akışı, sözleşme değişiklikleri ve ortaklık ihtilafları hızlı ve doğru müdahale gerektiriyor.
Kurumsallaşma eksikliği ise kriz dönemlerinde şirketlerin işleyişini anında kilitleyebiliyor ve bizler çoğu zaman “yangın söndürme ekibi” gibi hızlıca hukuki düzen kurmak zorunda kalıyoruz.
Tüm bu zorluklara rağmen, ülkenin ticari hayatına yön veren şirketlere katkı sunmak, mesleki olarak en büyük tatmini sağlıyor.

Dijitalleşme ve küreselleşme hukuk dünyasını nasıl etkiledi?

Modern hukuk uygulamalarını en çok etkileyen unsur dijitalleşme oldu.
E-tebligat zorunluluğu, UYAP süreçleri, elektronik delillerin artması ve dijital sözleşmeler; hem avukatlık pratiğini hem de iş dünyasının hukuki operasyonlarını tamamen dönüştürdü.
Küreselleşme ise uluslararası sözleşmeler, compliance süreçleri, yabancı yatırımlar ve sınır ötesi ticaretin artmasıyla hukukçuların dünya standartlarını takip etmesini zorunlu hâle getirdi.
Regülasyon yoğunluğu da modern hukukun temel dinamiklerinden biri hâline geldi. KVKK’dan MASAK yükümlülüklerine kadar şirketlerin rutin gündemi tamamen değişmiş durumda. Bu da avukatlığı reaktif bir meslek olmaktan çıkarıp proaktif risk yönetimine dönüştürüyor.

Geleceğe dair hedefleriniz neler?

Dijitalleşmenin etkisiyle değişen hukuk atmosferine daha hızlı uyum sağlayan, yenilikçi çözümler geliştiren bir avukat olarak mesleki başarıyı daha da yukarı taşımak istiyorum. Aldığımız kararlarla daha fazla insana temas etmek ve toplumsal katkı sunmak temel motivasyonum.
Ayrıca bilgi birikimimi daha geniş platformlarda paylaşmak, hukuk dünyasına katkı sağlamak ve genç hukukçulara rehberlik edebileceğimiz projeler geliştirmek gelecek hedeflerim arasında yer alıyor.

Tepkiniz nedir?

Like Like 1
Beğenmedim Beğenmedim 0
Aşk Aşk 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Angry Angry 0
Sad Sad 0
Vay canına Vay canına 0